HİZMET İHRACATIN “HİZMETTEN FAYDALANMA YERİ” SORUNU
- Türkben Pedük
- 19 Haz 2025
- 2 dakikada okunur
Yapısal dış ticaret açığını azaltmak ve finanse etmek için İhracata dayalı büyüme modeli uygulanan ülkemizde, KDV Kanununda teşvik niteliğinde ihracat istisnası bulunmaktadır.
Hizmet ihracatı istisnası koşullarından yapılan hizmetlerden Türkiye dışında faydalanılmış olma şartı muğlak bir konu olarak gündemde yerini korumaktadır.
Hizmetten yurtdışında faydalanılmasından anlaşılması gereken Türkiye’de yurtdışı müşteri için yapılan hizmetin, müşterinin yurtdışındaki işi ile ilgili olması; Türkiye’ de faaliyetleri ile ilgili bulunmamasıdır.
Türkiye’ de verilmeyen hizmetler ya da Türkiye’de yararlanılmayan hizmetler verginin konusuna girmemektedir. Verginin konusuna girmeyen işlemlerin hizmet ihracatı istisnası ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir.
KDV Kanununda hizmet tanımı yapılmadığından ve globalleşen dünyada hizmet alışverişlerinin artmasıyla, bu hizmeti verenler ve hizmetten yararlananların olduğu ülkeleri belirlemek zorlaşmaktadır. Yararlanmanın, hizmetin hem Türkiye’ de yerine getirilmesinde belli bir ölçüt olarak kullanılması hem de Türkiye’ de yapılan hizmetlerin ihracat istisnasından faydalanmanın koşullarından birisini oluşturması nedeniyle hizmetlerden nerede faydalanıldığının belirlenmesi önemlidir. Ancak, faydalanma yerinin nasıl belirleneceği hususunda somut ve objektif kaidelerin olmaması nedeniyle hizmetin ifa edildiği yer hususunda belirsizlikler ile hizmet ihracatı mevzusunda duraksamalar çoğunun faydalanma yerinin belirlenmesinden kaynaklandığı söylenebilir. Danıştay da taraflar arasında yapılan bir sözleşme var ise verilen hizmetin niteliğinin belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Öte yandan, 20.04.2022 tarih ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5448 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Desteklenmesi Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararı’ nda da, hizmet ihracatı tanımına yurt içinde faydalanılan döviz kazandırıcı hizmetlere dahi yer verilmiştir.
Bütün ekonomilerin olduğu gibi Türkiye ekonomisinin de en mühim meselelerinden birisi ihracatın geliştirilmesidir. KDV’ nde ihracattan vergi alınmamakta ve üstelik ihracatçıların alışları aşamasında daha önce ödedikleri KDV’ nin kendisine iade edilmesiyle ihracat üzerindeki vergi yükünün tamamı kaldırılmaktadır. Vergi yükünün iade sistemiyle düşürülmesi nedeniyle, 3065 sayılı KDV kanunu tasarısı gerekçesinde de belirtildiği üzere Türk ihracatçıları uluslararası rekabette desteklenmektedir.
Gelir İdaresi tarafından sınırlandırıcı, subjektif Hazineci bir yaklaşım ve yorumla ülke ekonomisinin gelişebilmesi, kalkınabilmesi, istihdamın artırılması ve döviz girdisinin sağlanmasını amaçlayan KDV Kanunu ile getirilen istisnaların en önemlisi ve en geniş kapsamlısı ihracat istisnası türlerinden biri olan hizmet ihracatı istisnasının şartlarından hizmetten yurtdışında faydalanılmadığı gerekçesiyle mükelleflerin haklı KDV iadesi taleplerini reddettikleri görülebilmektedir. Bu durumda da mükellefler maliyet dezavantajı nedeniyle yabancı müşterilerini kaybedebilmekte, Hazine kurumlar vergisi hasılatından mahrum kalabilmekte, Türkiye Ekonomisi uluslararası alanda rekabet gücünü kaybedebilmekte ve döviz gelirlerinden yoksun kalabilmektedir.
Türk ihracatçıları, uluslararası rekabette desteklenebilmesi için özü döviz kazandırıcı işlem olan hizmet ihracatı istisnası koşullarından verilen hizmetlerden yurtdışında faydalanılması şartı Gelir İdaresince geniş yorumlanarak mükelleflerin haklı kdv iadelerini sonuçlandırmalıdır.
Türkben PEDÜK
Yeminli Mali Müşavir

Yorumlar